Yeni ve Kayda değer

0.00
1
0
0.00
1
0
0.00
1
0

ronaldo420Güncelleme
''The best goal in history'' Kaybedersen Ölürsün
KAYNAK Tarihteki en iyi gol ile ilgili yarışmada herkesten farklı olarak hayali bir kadrodan oluşan takımda, futbolcuların kendi hayatı için atmış oldukları bir golü anlatmak istiyorum. Bu kadro kaleci ile beraber yedi kişi ve efsane bir teknik direktörden oluşmakta. Hayali takımımdaki oyuncular ve özellikleri şöyle; Gianluigi Buffon Kalemde İtalyanların efsanevi kalecisi ve ilerlemiş yaşına rağmen hala futbol oynamaya devam eden Buffon var. 42 yaşındaki Buffon için kendimin ona vermiş olduğum isim Yaşlı Kurt. Buffon gibi bir kaleciniz varsa zaten rakibinize göre maça önde başlamış oluyorsunuz. Carles Puyol Takımımdaki ilk defans oyuncusu ise Barcelona'nın efsanevi kaptanı Puyol. Kendisini hayranlıkla izlemenin keyfini uzun yıllar yaşadım. ''Top geçer ama adam geçmez'' lafına tam uygun bir defans oyuncusu. KAYNAK Roberto Carlos Defans için ikinci oyuncum ise Brezilyalı, sol ayaklıların prensi olan Carlos. Uzun yıllar Real Madrid takımında ve Milli takımda başarı bir şekilde top oynadı. Kendisinin en çok beğendiğim yönü ise harika uzun paslar atabilmesiydi. Bunu yapan oyuncu sayısı çok azdır. Zinedine Zidane Zizu lakaplı efsanevi oyuncu Zidane, takımımdaki ilk orta saha oyuncusu. Top ayağına geldiği zaman adeta dans eder gibi top oynardı. Rakibine nasıl bir çalım atacağını bilmek imkansızdı. Keşke biraz daha futbol oynayabilseydi. Messi Hayali takımımdaki ikinci orta saha oyuncum ise kendisini hala izleme keyfine sahip olduğumuz için şansı olduğumuz futbolcu Messi. Dünyanın en iyisi o mu tartışmasına gireceğimize Messi'yi izlediğimiz için kendimizi çok şanslı hissetmeliyiz. KAYNAK Raul Çocukluğumda kendisini hayranlıkla izlediğim forvet oyuncularından olan Raul, hayali takımımdaki ilk forvet oyuncusu. Bir forvet oyuncusunun nerede duracağını çok iyi bilen ve adeta golü hisseden bir oyuncu olduğu için onun lakabı ise Tilki Raul. Real Madrid takımında en az 4-5 yıl daha futbol oynayabilirdi ama olmadı. Cristiano Ronaldo Hayali takımımdaki son forvet oyuncusu ise Ronaldo. Scorum bloğundaki ismimden de anlaşılacağı üzere kendisi çok seven bir futbol severim. Oynadığı üç büyük takımda da efsane olmayı başaran nadir oyunculardan biri olan Ronaldo için lakabım ise Demir Adam. Alex Ferguson Hayali takımımı çalıştıracak teknik direktörde kesinlikle Alex Ferguson. Bana göre günümüze kadar gelmiş geçmiş en iyi hoca olan Sir Alex Ferguson bu takımı en iyi yönetecek kişidir. Kendisine ben sakızların prensi lakabı ismini vermek istiyorum. KAYNAK Kaybedersen Ölürsün Evvel zaman içinde karpuz zaman dışında. Çok eski yıllarda Kaf Dağı'nın arkasında yaşayan çok zalim bir kral varmış. Zalim kral futbol oynamayı çok seviyormuş fakat küçük yaşta futbol oynarken ayağını kırdığı için futbol hayatı çok küçük yaşta bitmiş. Fakat futbol aşkı asla sönmemiş. Futbol maçı izlemeye devam etmiş. Kralımızın zalim olmasının nedeni ise; İzlediği maçlarda kesinlikle maçı bir takımın kazanmasını istiyor. Kaybeden takımında kellesini alıyormuş. Hatta maç berabere biterse bu sefer iki takımında kellesini alıyormuş. O kadar çok kelle almış ki; Aldığı kelleler üzerine bir futbol sahası bile yaptırmış. Bu yüzden kendisinin adı zalim kral olmuş. KAYNAK Benim takımım ise Kaf Dağı'nın ardında yaşayan zalim kralın ülkesine ziyarete gitmiş ve burada takım halinde krala esir düşmüşler. Zalim kralımız esir düşenlerin futbolcu olduğunu öğrenince hemen ülkesinde bir duyuru yaparak en iyi futbol oynayanlardan oluşan bir takım kurulmasını istemiş. Kurulan takım ile de esir olan futbolcuların ölümüne bir maç oynamasını ve kaybeden takımında kellesini alacağını söylemiş. Zalim kralımızın oğlu da çok iyi futbol oynayan biri olarak ülke genelinde kurulan en iyi takıma katılmaya karar vermiş. Babası buna karşı çıkmasına rağmen zalim kralın oğlu da kurulan takıma katılmış. Hatta takımın kaptanlık rolünü de üstlenmiş. Maç zamanı gelmiş ve iki takımda maça çok iyi hazırlanmış. Maçın hakemi de hayali hikaye buya. Oda tüm zamanların en iyi hakemi olan Pierluigi Collina imiş. Collina'nın ilk düdüğü ile maç başlamış. KAYNAK Maç başlamış ve kralın takımı çok istekli ve arzulu harika bir futbol oynayarak benim takıma karşı üstünlük kurmayı başarmış.Takımın antrenörü ve sakızların prensi olan Sir Alex Ferguson bunun için çok iyi taktikler geliştirerek rakibe karşı önlemlerini almış. Tüm maç boyunca takımını çok iyi yönetmiş ve idare etmiş. Bunun yanında defansta oynayan Carlos ve Puyol önderliğinde takımım iyi bir defans yapmayı başarmış. Zalim kral bakmış kendi takımı ne yaptıysa gol atamıyor ve maçın bitmesine az zaman var. Oğlunun kellesinin de gideceğini düşününce hemen şikeye başvurmuş. Sonuçta maç berabere bitse çok sevdiği oğlunun kellesi de gidecekmiş. Zalim kral maçın hakemi olan Pierluigi Collina"na eğer takımıma bir penaltı vermezsen senin ve 7'den 77'ye tüm sülalenin kellesini alırım demiş. KAYNAK Pierluigi Collina bakmış maç böyle biterse bizim kelle ve sülalenin tüm kellesi gidecek. Bundan dolayı zalim kralın istediği olsun diye maçın bitimine 2 dakika kala hiç alakası olmayan bir pozisyonda Puyol'un bir kafa topu pozisyonunda ceza sahası içerisinde penaltı vermiş. Puyol bir şey yapmadığını ve faul olmadığını hakeme söylemi. Çok ısrar edince ve hakemde kararını değiştirmeyince hakeme küfretmiş ve bundan dolayı da kırmızı kart görerek oyundan atılmış. Bu kritik son dakikalarda takımını bir kişi eksik bırakmış. Haksız kazanılan penaltı için topun başına karşı takımın kaptanı ve zalim kralın oğlu geçmiş. Maç boyunca harika kurtarışlar yapan yaşlı kurt Buffon, takım arkadaşlarına ben bu penaltıyı kurtaracağım ve maçı kazanacaklarını söylemiş. Arkadaşlarının hakeme daha fazla itiraz etmemesini ve yapacağı harika kurtarışımı izlemesini söylemiş. KAYNAK Zalim kralın oğlu topu öperek penaltı noktasına güzelce koymuş. El-kol hareketi yaparak golü atacağını kalecimiz Buffon'a söylemiş. Zalim kralın oğlu topa gelerek çok sert harika bir vuruş yaparak topu tam doksana yollamış. Adeta çatala bir füze yollamış. Fakat ayağı kaymasına rağmen yaşlı kurt kalecimiz Buffon, topu müthiş bir refleks ile kurtarmış. Zalim kral bu kurtarışı görünce oğluna kızarak ben senin ta A.M.K demiş. Harika kurtarış sonrası dönen topu kapan Brezilyalı futbolcum Carlos, hemen topu güzel bir topuk pası ile Zidane yollamış. Zidane'da bu pası alarak önündeki futbolcuya bacak arası çalım atarak geçmiş. Sonrasında da pasını top cambazı Messi'ye vermiş. Messi'de önüne gelen üç oyuncuyu ipe dizerek çalımlamış. Sonrasında da pasını defansın arkasına sarkan Raul'e yollamış. KAYNAK Topu alan Raul sağ kanatta sıfıra inerek içerdeki arkadaşı Ronaldo'ya bakmış. Maçın hakemi de Collina'da maçı bitirmek için bu pozisyonun bitmesini bekliyormuş. Raul ortasını ceza sahası içindeki Ronaldo'ya atmış. Ronaldo'da gelen topa havadan yere düşürmeden harika bir rövaşata vurmuş. Top tabiri caizse örümcek ağlarını alarak doksandan gol olmuş. Takımım attığı bu golle hem kelleyi kurtarmış hem de zalim kralın ülkesinden kurtulmayı başardı.Zalim kral kaybettiği için kendi takımının ve oğlunun kellesini aldı mı? Onu bilemiyoruz. Hayali bir olay yaratarak kısa bir hikaye oluşturdum. Bu hikayede atılan gol benim için futbol tarihinde atılan en güzel goldür. Umarım okuyanlar beğenmiştir. Bu yazıyı paylaştığım diğer sosyal platformlar; WEKU
0.00
12
8

ronaldo420Güncelleme
''The best goal in history'' Kaybedersen Ölürsün
KAYNAK Tarihteki en iyi gol ile ilgili yarışmada herkesten farklı olarak hayali bir kadrodan oluşan takımda, futbolcuların kendi hayatı için atmış oldukları bir golü anlatmak istiyorum. Bu kadro kaleci ile beraber yedi kişi ve efsane bir teknik direktörden oluşmakta. Hayali takımımdaki oyuncular ve özellikleri şöyle; Gianluigi Buffon Kalemde İtalyanların efsanevi kalecisi ve ilerlemiş yaşına rağmen hala futbol oynamaya devam eden Buffon var. 42 yaşındaki Buffon için kendimin ona vermiş olduğum isim Yaşlı Kurt. Buffon gibi bir kaleciniz varsa zaten rakibinize göre maça önde başlamış oluyorsunuz. Carles Puyol Takımımdaki ilk defans oyuncusu ise Barcelona'nın efsanevi kaptanı Puyol. Kendisini hayranlıkla izlemenin keyfini uzun yıllar yaşadım. ''Top geçer ama adam geçmez'' lafına tam uygun bir defans oyuncusu. KAYNAK Roberto Carlos Defans için ikinci oyuncum ise Brezilyalı, sol ayaklıların prensi olan Carlos. Uzun yıllar Real Madrid takımında ve Milli takımda başarı bir şekilde top oynadı. Kendisinin en çok beğendiğim yönü ise harika uzun paslar atabilmesiydi. Bunu yapan oyuncu sayısı çok azdır. Zinedine Zidane Zizu lakaplı efsanevi oyuncu Zidane, takımımdaki ilk orta saha oyuncusu. Top ayağına geldiği zaman adeta dans eder gibi top oynardı. Rakibine nasıl bir çalım atacağını bilmek imkansızdı. Keşke biraz daha futbol oynayabilseydi. Messi Hayali takımımdaki ikinci orta saha oyuncum ise kendisini hala izleme keyfine sahip olduğumuz için şansı olduğumuz futbolcu Messi. Dünyanın en iyisi o mu tartışmasına gireceğimize Messi'yi izlediğimiz için kendimizi çok şanslı hissetmeliyiz. KAYNAK Raul Çocukluğumda kendisini hayranlıkla izlediğim forvet oyuncularından olan Raul, hayali takımımdaki ilk forvet oyuncusu. Bir forvet oyuncusunun nerede duracağını çok iyi bilen ve adeta golü hisseden bir oyuncu olduğu için onun lakabı ise Tilki Raul. Real Madrid takımında en az 4-5 yıl daha futbol oynayabilirdi ama olmadı. Cristiano Ronaldo Hayali takımımdaki son forvet oyuncusu ise Ronaldo. Scorum bloğundaki ismimden de anlaşılacağı üzere kendisi çok seven bir futbol severim. Oynadığı üç büyük takımda da efsane olmayı başaran nadir oyunculardan biri olan Ronaldo için lakabım ise Demir Adam. Alex Ferguson Hayali takımımı çalıştıracak teknik direktörde kesinlikle Alex Ferguson. Bana göre günümüze kadar gelmiş geçmiş en iyi hoca olan Sir Alex Ferguson bu takımı en iyi yönetecek kişidir. Kendisine ben sakızların prensi lakabı ismini vermek istiyorum. KAYNAK Kaybedersen Ölürsün Evvel zaman içinde karpuz zaman dışında. Çok eski yıllarda Kaf Dağı'nın arkasında yaşayan çok zalim bir kral varmış. Zalim kral futbol oynamayı çok seviyormuş fakat küçük yaşta futbol oynarken ayağını kırdığı için futbol hayatı çok küçük yaşta bitmiş. Fakat futbol aşkı asla sönmemiş. Futbol maçı izlemeye devam etmiş. Kralımızın zalim olmasının nedeni ise; İzlediği maçlarda kesinlikle maçı bir takımın kazanmasını istiyor. Kaybeden takımında kellesini alıyormuş. Hatta maç berabere biterse bu sefer iki takımında kellesini alıyormuş. O kadar çok kelle almış ki; Aldığı kelleler üzerine bir futbol sahası bile yaptırmış. Bu yüzden kendisinin adı zalim kral olmuş. KAYNAK Benim takımım ise Kaf Dağı'nın ardında yaşayan zalim kralın ülkesine ziyarete gitmiş ve burada takım halinde krala esir düşmüşler. Zalim kralımız esir düşenlerin futbolcu olduğunu öğrenince hemen ülkesinde bir duyuru yaparak en iyi futbol oynayanlardan oluşan bir takım kurulmasını istemiş. Kurulan takım ile de esir olan futbolcuların ölümüne bir maç oynamasını ve kaybeden takımında kellesini alacağını söylemiş. Zalim kralımızın oğlu da çok iyi futbol oynayan biri olarak ülke genelinde kurulan en iyi takıma katılmaya karar vermiş. Babası buna karşı çıkmasına rağmen zalim kralın oğlu da kurulan takıma katılmış. Hatta takımın kaptanlık rolünü de üstlenmiş. Maç zamanı gelmiş ve iki takımda maça çok iyi hazırlanmış. Maçın hakemi de hayali hikaye buya. Oda tüm zamanların en iyi hakemi olan Pierluigi Collina imiş. Collina'nın ilk düdüğü ile maç başlamış. KAYNAK Maç başlamış ve kralın takımı çok istekli ve arzulu harika bir futbol oynayarak benim takıma karşı üstünlük kurmayı başarmış.Takımın antrenörü ve sakızların prensi olan Sir Alex Ferguson bunun için çok iyi taktikler geliştirerek rakibe karşı önlemlerini almış. Tüm maç boyunca takımını çok iyi yönetmiş ve idare etmiş. Bunun yanında defansta oynayan Carlos ve Puyol önderliğinde takımım iyi bir defans yapmayı başarmış. Zalim kral bakmış kendi takımı ne yaptıysa gol atamıyor ve maçın bitmesine az zaman var. Oğlunun kellesinin de gideceğini düşününce hemen şikeye başvurmuş. Sonuçta maç berabere bitse çok sevdiği oğlunun kellesi de gidecekmiş. Zalim kral maçın hakemi olan Pierluigi Collina"na eğer takımıma bir penaltı vermezsen senin ve 7'den 77'ye tüm sülalenin kellesini alırım demiş. KAYNAK Pierluigi Collina bakmış maç böyle biterse bizim kelle ve sülalenin tüm kellesi gidecek. Bundan dolayı zalim kralın istediği olsun diye maçın bitimine 2 dakika kala hiç alakası olmayan bir pozisyonda Puyol'un bir kafa topu pozisyonunda ceza sahası içerisinde penaltı vermiş. Puyol bir şey yapmadığını ve faul olmadığını hakeme söylemi. Çok ısrar edince ve hakemde kararını değiştirmeyince hakeme küfretmiş ve bundan dolayı da kırmızı kart görerek oyundan atılmış. Bu kritik son dakikalarda takımını bir kişi eksik bırakmış. Haksız kazanılan penaltı için topun başına karşı takımın kaptanı ve zalim kralın oğlu geçmiş. Maç boyunca harika kurtarışlar yapan yaşlı kurt Buffon, takım arkadaşlarına ben bu penaltıyı kurtaracağım ve maçı kazanacaklarını söylemiş. Arkadaşlarının hakeme daha fazla itiraz etmemesini ve yapacağı harika kurtarışımı izlemesini söylemiş. KAYNAK Zalim kralın oğlu topu öperek penaltı noktasına güzelce koymuş. El-kol hareketi yaparak golü atacağını kalecimiz Buffon'a söylemiş. Zalim kralın oğlu topa gelerek çok sert harika bir vuruş yaparak topu tam doksana yollamış. Adeta çatala bir füze yollamış. Fakat ayağı kaymasına rağmen yaşlı kurt kalecimiz Buffon, topu müthiş bir refleks ile kurtarmış. Zalim kral bu kurtarışı görünce oğluna kızarak ben senin ta A.M.K demiş. Harika kurtarış sonrası dönen topu kapan Brezilyalı futbolcum Carlos, hemen topu güzel bir topuk pası ile Zidane yollamış. Zidane'da bu pası alarak önündeki futbolcuya bacak arası çalım atarak geçmiş. Sonrasında da pasını top cambazı Messi'ye vermiş. Messi'de önüne gelen üç oyuncuyu ipe dizerek çalımlamış. Sonrasında da pasını defansın arkasına sarkan Raul'e yollamış. KAYNAK Topu alan Raul sağ kanatta sıfıra inerek içerdeki arkadaşı Ronaldo'ya bakmış. Maçın hakemi de Collina'da maçı bitirmek için bu pozisyonun bitmesini bekliyormuş. Raul ortasını ceza sahası içindeki Ronaldo'ya atmış. Ronaldo'da gelen topa havadan yere düşürmeden harika bir rövaşata vurmuş. Top tabiri caizse örümcek ağlarını alarak doksandan gol olmuş. Takımım attığı bu golle hem kelleyi kurtarmış hem de zalim kralın ülkesinden kurtulmayı başardı.Zalim kral kaybettiği için kendi takımının ve oğlunun kellesini aldı mı? Onu bilemiyoruz. Hayali bir olay yaratarak kısa bir hikaye oluşturdum. Bu hikayede atılan gol benim için futbol tarihinde atılan en güzel goldür. Umarım okuyanlar beğenmiştir. Bu yazıyı paylaştığım diğer sosyal platformlar; WEKU
0.00
12
8

ronaldo420Güncelleme
''The best goal in history'' Kaybedersen Ölürsün
KAYNAK Tarihteki en iyi gol ile ilgili yarışmada herkesten farklı olarak hayali bir kadrodan oluşan takımda, futbolcuların kendi hayatı için atmış oldukları bir golü anlatmak istiyorum. Bu kadro kaleci ile beraber yedi kişi ve efsane bir teknik direktörden oluşmakta. Hayali takımımdaki oyuncular ve özellikleri şöyle; Gianluigi Buffon Kalemde İtalyanların efsanevi kalecisi ve ilerlemiş yaşına rağmen hala futbol oynamaya devam eden Buffon var. 42 yaşındaki Buffon için kendimin ona vermiş olduğum isim Yaşlı Kurt. Buffon gibi bir kaleciniz varsa zaten rakibinize göre maça önde başlamış oluyorsunuz. Carles Puyol Takımımdaki ilk defans oyuncusu ise Barcelona'nın efsanevi kaptanı Puyol. Kendisini hayranlıkla izlemenin keyfini uzun yıllar yaşadım. ''Top geçer ama adam geçmez'' lafına tam uygun bir defans oyuncusu. KAYNAK Roberto Carlos Defans için ikinci oyuncum ise Brezilyalı, sol ayaklıların prensi olan Carlos. Uzun yıllar Real Madrid takımında ve Milli takımda başarı bir şekilde top oynadı. Kendisinin en çok beğendiğim yönü ise harika uzun paslar atabilmesiydi. Bunu yapan oyuncu sayısı çok azdır. Zinedine Zidane Zizu lakaplı efsanevi oyuncu Zidane, takımımdaki ilk orta saha oyuncusu. Top ayağına geldiği zaman adeta dans eder gibi top oynardı. Rakibine nasıl bir çalım atacağını bilmek imkansızdı. Keşke biraz daha futbol oynayabilseydi. Messi Hayali takımımdaki ikinci orta saha oyuncum ise kendisini hala izleme keyfine sahip olduğumuz için şansı olduğumuz futbolcu Messi. Dünyanın en iyisi o mu tartışmasına gireceğimize Messi'yi izlediğimiz için kendimizi çok şanslı hissetmeliyiz. KAYNAK Raul Çocukluğumda kendisini hayranlıkla izlediğim forvet oyuncularından olan Raul, hayali takımımdaki ilk forvet oyuncusu. Bir forvet oyuncusunun nerede duracağını çok iyi bilen ve adeta golü hisseden bir oyuncu olduğu için onun lakabı ise Tilki Raul. Real Madrid takımında en az 4-5 yıl daha futbol oynayabilirdi ama olmadı. Cristiano Ronaldo Hayali takımımdaki son forvet oyuncusu ise Ronaldo. Scorum bloğundaki ismimden de anlaşılacağı üzere kendisi çok seven bir futbol severim. Oynadığı üç büyük takımda da efsane olmayı başaran nadir oyunculardan biri olan Ronaldo için lakabım ise Demir Adam. Alex Ferguson Hayali takımımı çalıştıracak teknik direktörde kesinlikle Alex Ferguson. Bana göre günümüze kadar gelmiş geçmiş en iyi hoca olan Sir Alex Ferguson bu takımı en iyi yönetecek kişidir. Kendisine ben sakızların prensi lakabı ismini vermek istiyorum. KAYNAK Kaybedersen Ölürsün Evvel zaman içinde karpuz zaman dışında. Çok eski yıllarda Kaf Dağı'nın arkasında yaşayan çok zalim bir kral varmış. Zalim kral futbol oynamayı çok seviyormuş fakat küçük yaşta futbol oynarken ayağını kırdığı için futbol hayatı çok küçük yaşta bitmiş. Fakat futbol aşkı asla sönmemiş. Futbol maçı izlemeye devam etmiş. Kralımızın zalim olmasının nedeni ise; İzlediği maçlarda kesinlikle maçı bir takımın kazanmasını istiyor. Kaybeden takımında kellesini alıyormuş. Hatta maç berabere biterse bu sefer iki takımında kellesini alıyormuş. O kadar çok kelle almış ki; Aldığı kelleler üzerine bir futbol sahası bile yaptırmış. Bu yüzden kendisinin adı zalim kral olmuş. KAYNAK Benim takımım ise Kaf Dağı'nın ardında yaşayan zalim kralın ülkesine ziyarete gitmiş ve burada takım halinde krala esir düşmüşler. Zalim kralımız esir düşenlerin futbolcu olduğunu öğrenince hemen ülkesinde bir duyuru yaparak en iyi futbol oynayanlardan oluşan bir takım kurulmasını istemiş. Kurulan takım ile de esir olan futbolcuların ölümüne bir maç oynamasını ve kaybeden takımında kellesini alacağını söylemiş. Zalim kralımızın oğlu da çok iyi futbol oynayan biri olarak ülke genelinde kurulan en iyi takıma katılmaya karar vermiş. Babası buna karşı çıkmasına rağmen zalim kralın oğlu da kurulan takıma katılmış. Hatta takımın kaptanlık rolünü de üstlenmiş. Maç zamanı gelmiş ve iki takımda maça çok iyi hazırlanmış. Maçın hakemi de hayali hikaye buya. Oda tüm zamanların en iyi hakemi olan Pierluigi Collina imiş. Collina'nın ilk düdüğü ile maç başlamış. KAYNAK Maç başlamış ve kralın takımı çok istekli ve arzulu harika bir futbol oynayarak benim takıma karşı üstünlük kurmayı başarmış.Takımın antrenörü ve sakızların prensi olan Sir Alex Ferguson bunun için çok iyi taktikler geliştirerek rakibe karşı önlemlerini almış. Tüm maç boyunca takımını çok iyi yönetmiş ve idare etmiş. Bunun yanında defansta oynayan Carlos ve Puyol önderliğinde takımım iyi bir defans yapmayı başarmış. Zalim kral bakmış kendi takımı ne yaptıysa gol atamıyor ve maçın bitmesine az zaman var. Oğlunun kellesinin de gideceğini düşününce hemen şikeye başvurmuş. Sonuçta maç berabere bitse çok sevdiği oğlunun kellesi de gidecekmiş. Zalim kral maçın hakemi olan Pierluigi Collina"na eğer takımıma bir penaltı vermezsen senin ve 7'den 77'ye tüm sülalenin kellesini alırım demiş. KAYNAK Pierluigi Collina bakmış maç böyle biterse bizim kelle ve sülalenin tüm kellesi gidecek. Bundan dolayı zalim kralın istediği olsun diye maçın bitimine 2 dakika kala hiç alakası olmayan bir pozisyonda Puyol'un bir kafa topu pozisyonunda ceza sahası içerisinde penaltı vermiş. Puyol bir şey yapmadığını ve faul olmadığını hakeme söylemi. Çok ısrar edince ve hakemde kararını değiştirmeyince hakeme küfretmiş ve bundan dolayı da kırmızı kart görerek oyundan atılmış. Bu kritik son dakikalarda takımını bir kişi eksik bırakmış. Haksız kazanılan penaltı için topun başına karşı takımın kaptanı ve zalim kralın oğlu geçmiş. Maç boyunca harika kurtarışlar yapan yaşlı kurt Buffon, takım arkadaşlarına ben bu penaltıyı kurtaracağım ve maçı kazanacaklarını söylemiş. Arkadaşlarının hakeme daha fazla itiraz etmemesini ve yapacağı harika kurtarışımı izlemesini söylemiş. KAYNAK Zalim kralın oğlu topu öperek penaltı noktasına güzelce koymuş. El-kol hareketi yaparak golü atacağını kalecimiz Buffon'a söylemiş. Zalim kralın oğlu topa gelerek çok sert harika bir vuruş yaparak topu tam doksana yollamış. Adeta çatala bir füze yollamış. Fakat ayağı kaymasına rağmen yaşlı kurt kalecimiz Buffon, topu müthiş bir refleks ile kurtarmış. Zalim kral bu kurtarışı görünce oğluna kızarak ben senin ta A.M.K demiş. Harika kurtarış sonrası dönen topu kapan Brezilyalı futbolcum Carlos, hemen topu güzel bir topuk pası ile Zidane yollamış. Zidane'da bu pası alarak önündeki futbolcuya bacak arası çalım atarak geçmiş. Sonrasında da pasını top cambazı Messi'ye vermiş. Messi'de önüne gelen üç oyuncuyu ipe dizerek çalımlamış. Sonrasında da pasını defansın arkasına sarkan Raul'e yollamış. KAYNAK Topu alan Raul sağ kanatta sıfıra inerek içerdeki arkadaşı Ronaldo'ya bakmış. Maçın hakemi de Collina'da maçı bitirmek için bu pozisyonun bitmesini bekliyormuş. Raul ortasını ceza sahası içindeki Ronaldo'ya atmış. Ronaldo'da gelen topa havadan yere düşürmeden harika bir rövaşata vurmuş. Top tabiri caizse örümcek ağlarını alarak doksandan gol olmuş. Takımım attığı bu golle hem kelleyi kurtarmış hem de zalim kralın ülkesinden kurtulmayı başardı.Zalim kral kaybettiği için kendi takımının ve oğlunun kellesini aldı mı? Onu bilemiyoruz. Hayali bir olay yaratarak kısa bir hikaye oluşturdum. Bu hikayede atılan gol benim için futbol tarihinde atılan en güzel goldür. Umarım okuyanlar beğenmiştir. Bu yazıyı paylaştığım diğer sosyal platformlar; WEKU
0.00
12
8
bilgidunyasiGüncelleme
Bursaspor'un timsah simgesinin öyküsü
Yeşil-beyazlı kulüpte 4 dönem yöneticilik görevinde bulunan Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursaspor’a olan fazla ilgi ve merakından dolayı 1992 yılında kulübe bir sembol belirlemek için arayışa girdiğini söyledi. O dönemlerde siyasi partiler ile Avrupa’nın ve dünyanın önemli takımları, önemli araba ve giyim markalarının hayvan sembolleri olduğunu dile getiren Keskin, "Bursaspor’umuzun da bir hayvan simgesi olsun diye düşünürdüm ama aklıma bir hayvan gelmezdi." dedi. Keskin, çok fazla televizyon kanalının bulunmadığı o yıllarda TRT 3’te bir belgesel izlediğini hatırlatarak, şöyle konuştu:. İzlediğim belgeselde timsah anlatılıyordu. Orada timsahın cesaretini ve rengini de görünce birden çağrışım yaptı. Bursaspor’un sembolü ’timsah’ olmalı diye düşündüm. Sabaha kadar uyumadım. İlk olarak eşime ardından yakın çevreme söyledim. Yakın çevrem çok kolay kabul etti. Benim Bursaspor’a olan yakın ilgimi biliyorlardı. Fakat ikinci halkaya geldiğimizde ’Bursaspor’a sembol buldum’ deyince herkesin aklına ’Sen kimsin ki Bursaspor’a sembol buldun’ gibi düşünce geliyordu. Fikir ikinci halkada başarısız oldu. Çevremdeki insanlara birbirleriyle ilişkili 3 soru sormaya başladım ve timsahı kendilerine buldurttum. Benim bulduğum timsahı onlar da çok kolay bir mantıkla buldular. Neydi bu sorular? İlk olarak Bursaspor’un sembolü bir hayvan olsun mu? sorusuydu. Buna herkes ’Evet olsun’ dedi. ikinci soru ’Bu hayvan ne renk olsun?’ oldu. Tabi kırmızı, mor, lacivert olacak hali yok. Herkes ’Yeşil’ dedi. Son soruda "Peki yeşil olunca hangi hayvanı söylersin?’ deyince de herkesin aklına timsah geldi. O 6 ayı öyle geçirdik. Keskin, çevresindeki insanların da kendisi gibi düşünmeye başladıklarında konuyu 3 Ağustos 1992 yılında dönemin kulüp başkanı merhum Orhan Özselek’e ilettiğini anlattı. Başkan Özselek ile yaklaşık 2 saat görüştüklerini belirten Keskin, "Yaptığım konuşmanın sonunda başkanı ikna ettim. Başkan o akşam Bursaspor karar defterine ’Bursaspor’un sembolü timsahtır’ başlıklı yazıyı işletti ve timsah sembolümüz o zaman resmiyet kazandı.
0.00
2
0
bilgidunyasiGüncelleme
Bursaspor'un timsah simgesinin öyküsü
Yeşil-beyazlı kulüpte 4 dönem yöneticilik görevinde bulunan Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursaspor’a olan fazla ilgi ve merakından dolayı 1992 yılında kulübe bir sembol belirlemek için arayışa girdiğini söyledi. O dönemlerde siyasi partiler ile Avrupa’nın ve dünyanın önemli takımları, önemli araba ve giyim markalarının hayvan sembolleri olduğunu dile getiren Keskin, "Bursaspor’umuzun da bir hayvan simgesi olsun diye düşünürdüm ama aklıma bir hayvan gelmezdi." dedi. Keskin, çok fazla televizyon kanalının bulunmadığı o yıllarda TRT 3’te bir belgesel izlediğini hatırlatarak, şöyle konuştu:. İzlediğim belgeselde timsah anlatılıyordu. Orada timsahın cesaretini ve rengini de görünce birden çağrışım yaptı. Bursaspor’un sembolü ’timsah’ olmalı diye düşündüm. Sabaha kadar uyumadım. İlk olarak eşime ardından yakın çevreme söyledim. Yakın çevrem çok kolay kabul etti. Benim Bursaspor’a olan yakın ilgimi biliyorlardı. Fakat ikinci halkaya geldiğimizde ’Bursaspor’a sembol buldum’ deyince herkesin aklına ’Sen kimsin ki Bursaspor’a sembol buldun’ gibi düşünce geliyordu. Fikir ikinci halkada başarısız oldu. Çevremdeki insanlara birbirleriyle ilişkili 3 soru sormaya başladım ve timsahı kendilerine buldurttum. Benim bulduğum timsahı onlar da çok kolay bir mantıkla buldular. Neydi bu sorular? İlk olarak Bursaspor’un sembolü bir hayvan olsun mu? sorusuydu. Buna herkes ’Evet olsun’ dedi. ikinci soru ’Bu hayvan ne renk olsun?’ oldu. Tabi kırmızı, mor, lacivert olacak hali yok. Herkes ’Yeşil’ dedi. Son soruda "Peki yeşil olunca hangi hayvanı söylersin?’ deyince de herkesin aklına timsah geldi. O 6 ayı öyle geçirdik. Keskin, çevresindeki insanların da kendisi gibi düşünmeye başladıklarında konuyu 3 Ağustos 1992 yılında dönemin kulüp başkanı merhum Orhan Özselek’e ilettiğini anlattı. Başkan Özselek ile yaklaşık 2 saat görüştüklerini belirten Keskin, "Yaptığım konuşmanın sonunda başkanı ikna ettim. Başkan o akşam Bursaspor karar defterine ’Bursaspor’un sembolü timsahtır’ başlıklı yazıyı işletti ve timsah sembolümüz o zaman resmiyet kazandı.
0.00
2
0
bilgidunyasiGüncelleme
Bursaspor'un timsah simgesinin öyküsü
Yeşil-beyazlı kulüpte 4 dönem yöneticilik görevinde bulunan Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursaspor’a olan fazla ilgi ve merakından dolayı 1992 yılında kulübe bir sembol belirlemek için arayışa girdiğini söyledi. O dönemlerde siyasi partiler ile Avrupa’nın ve dünyanın önemli takımları, önemli araba ve giyim markalarının hayvan sembolleri olduğunu dile getiren Keskin, "Bursaspor’umuzun da bir hayvan simgesi olsun diye düşünürdüm ama aklıma bir hayvan gelmezdi." dedi. Keskin, çok fazla televizyon kanalının bulunmadığı o yıllarda TRT 3’te bir belgesel izlediğini hatırlatarak, şöyle konuştu:. İzlediğim belgeselde timsah anlatılıyordu. Orada timsahın cesaretini ve rengini de görünce birden çağrışım yaptı. Bursaspor’un sembolü ’timsah’ olmalı diye düşündüm. Sabaha kadar uyumadım. İlk olarak eşime ardından yakın çevreme söyledim. Yakın çevrem çok kolay kabul etti. Benim Bursaspor’a olan yakın ilgimi biliyorlardı. Fakat ikinci halkaya geldiğimizde ’Bursaspor’a sembol buldum’ deyince herkesin aklına ’Sen kimsin ki Bursaspor’a sembol buldun’ gibi düşünce geliyordu. Fikir ikinci halkada başarısız oldu. Çevremdeki insanlara birbirleriyle ilişkili 3 soru sormaya başladım ve timsahı kendilerine buldurttum. Benim bulduğum timsahı onlar da çok kolay bir mantıkla buldular. Neydi bu sorular? İlk olarak Bursaspor’un sembolü bir hayvan olsun mu? sorusuydu. Buna herkes ’Evet olsun’ dedi. ikinci soru ’Bu hayvan ne renk olsun?’ oldu. Tabi kırmızı, mor, lacivert olacak hali yok. Herkes ’Yeşil’ dedi. Son soruda "Peki yeşil olunca hangi hayvanı söylersin?’ deyince de herkesin aklına timsah geldi. O 6 ayı öyle geçirdik. Keskin, çevresindeki insanların da kendisi gibi düşünmeye başladıklarında konuyu 3 Ağustos 1992 yılında dönemin kulüp başkanı merhum Orhan Özselek’e ilettiğini anlattı. Başkan Özselek ile yaklaşık 2 saat görüştüklerini belirten Keskin, "Yaptığım konuşmanın sonunda başkanı ikna ettim. Başkan o akşam Bursaspor karar defterine ’Bursaspor’un sembolü timsahtır’ başlıklı yazıyı işletti ve timsah sembolümüz o zaman resmiyet kazandı.
0.00
2
0
0.00
2
0
0.00
2
0
0.00
2
0
0.00
1
0
0.00
1
0
0.00
1
0
0.00
9
6
0.00
9
6
0.00
9
6
0.00
7
7
0.00
7
7
0.00
7
7
0.00
8
4
0.00
8
4
0.00
8
4